Bir Yaz Sıcağında Sessiz Sözler / Yaşar Aynur 

Yaşar Aynur -BİR YAZ SICAĞINDA SESSİZ SÖZLER
Advert

ÖYKÜ - 10-10-2026 12:40

BİR YAZ SICAĞINDA SESSİZ SÖZLER

Güneş, zeytin ağaçlarının gümüşi yaprakları arasından süzülüp toprağa altın zerreleri gibi dökülüyordu.

Eşeğin sırtında, uysal adımların ritmiyle sallanıyordum. Solumda, yuları nasırlı elleriyle sıkıca kavramış Yorgo Amca önde yürüyor; sağımda ise izin gününün rahatlığıyla yanımda adımlayan babam Yusuf, düşmeyeyim diye bir eliyle sırtımı destekliyordu.

Çiftlikten yükselen toprak ve kurumuş ot kokusu, cırcır böceklerinin neşeli şarkılarına karışıyordu.

Her şey her zamanki gibi huzurlu, her zamanki gibi tanıdıktı. Ta ki Yorgo Amca’nın aniden durup gölgesini üzerimize düşürdüğü o ana kadar.

Yorgo Amca yuları hafifçe gevşetip geriye döndü. Derin çizgilerle dolu yüzünde daha önce hiç görmediğim bir tereddüt, bakışlarında ise kırılgan bir hüzün vardı.

Dosdoğru babamın gözlerinin içine baktı.

“Yusuf... Sana bir şey söylemek istiyorum.” dedi. Sesi, yılların biriktirdiği bir ağırlıkla pürüzlü çıkmıştı.

Babam, onun bu ciddiyeti karşısında adımlarını yavaşlatıp durdu. Şapkasının siperliğini hafifçe yukarı kaldırırken saygılı ama meraklı bir ifadeyle:

“Buyur Yorgo Abi, seni dinliyorum.” diye yanıtladı.

Yorgo Amca gözlerini benden kaçırıp toprağa baktı. Yıllardır sırtında taşıdığı yalnızlık, o an omuzlarını her zamankinden daha çok çökertmiş gibiydi.

Utana sıkıla, kelimeleri seçmeye çalışarak devam etti:

— Biliyorsun, benim burada hiç akrabam kalmadı. Kalanlar da 1954’te gittiler...

“Biliyorum…” dedi babam, sesine hürmetle karışık bir burukluk katarak.
— Sonra... Ben hiç evlenmediğimden, zürriyetim de yok.

O an havadaki rüzgâr bile durdu sanki. Babam, Yorgo Amca’nın cümlesinin nereye varacağını daha o saniyede hissetmiş gibi birden ciddileşti. Yüzündeki o babacan tebessüm bir anda dondu, rengi süzüldü.

Elimi tutuşu farkında olmadan hafifçe sıkılaşırken bocalayarak kekeledi:
— O… Onu da biliyorum, Yorgo Abi...

İki adamın arasında ağır, ezici bir sessizlik peydah oldu. Yorgo Amca bir süre konuşamadı. Dudakları titredi, nasıl bir tepki alacağını; bu teklifin aralarındaki o kadim dostluğu zedeleyip zedelemeyeceğini bilmenin tedirginliğiyle yutkundu. Ve en sonunda, içindeki o devasa arzuyu ve yalnızlığı daha fazla tutamayarak düşüncelerini bir çırpıda, adeta babamın yüzüne kusar gibi bocalayarak döküverdi:

— Yusuf evladım... Ben Ferhat’ı evlat edinmek istiyorum.

Zeytin ağaçlarının altındaki o küçük patikada zaman bir anlığına tamamen durdu.

Babamın elimi tutan eli buz kesti; Yorgo Amca’nın gözlerindeki umutla karışık korku, 1965 yılının o sıcak yaz gününü bir anda dondurmaya yetti.

 ***
Sizce bundan sonraki bölümde ne olacak?

***

Editör: Nevin Bahtışen

Günün Diğer Haberleri