BİR KİTAP: YARGIÇ / GÜNAY GAFUR
Soğuktan buz kesmiş bir mart sabahı Ankara
ruhumun orta yerinde zehirli, kapkaranlık bir yara...
Yüreğim çırılçıplak ölüme yürüyorum
Dördüncü kurban, dördüncü cinayet... Yüzleşmeye korkuyorum.
Polisliğin en zor tarafı belki de bu:
Ölülerin sesini duymak! Fısıltılar... Dinmek bilmeyen bir yağmur gibi
uçurumun kıyısındaki bir şehrin çırpınışları
düşersem öleceğim, düşersen ölecek!
Tüm şehir.
Ardımdan gülecek. Belki de üzülecek!
Ama gerçek olan bir şey var, tek gerçek:
Ölüyoruz! Yavaş yavaş, adım adım
ölüme yürüyoruz...
Ankara sokaklarını kana bulayan acımasız bir katil.
Sağ elleri kesilmiş kurbanlar.
Kurbanların yanına bırakılan şiirler ve bahçe makası.
Geceleri gezen, uyandığında oraya nasıl geldiğini hatırlayamayan uyurgezer bir başkomiser ve uyandığı sokağa yakın cinayet mahalleri.
Bayan Huzur
Bay Korku
Bayan Hüzün
Bayan Umut. Birbirleriyle hiçbir bağlantıları olmayan kurbanlar ve onları hayattan koparan şair ruhlu cani "Bahçıvan"
Başkomiser Yavuz ve ekibi, oldukça zeki bir katille karşı karşıyadır. Soluk soluğa devam eden bu soruşturma boyunca bulunan her ipucu Yavuz başkomiseri hem katile hemde kendi karanlığına adım adım yaklaştırır. Veee nasıl yani dedirten bir ters köşe.
Uzun zamandır sayfalarda gördüğüm ve merak ettiğim Günay Gafur kalemi ile nihayet tanıştım. Şiirle polisiyenin içiçe geçtiği, üstelik Ankara'da geçen bu soluksuz macerayı severek okudum. Şimdi sırada diğer kitapları var. Bu tarz okumayı seven arkadaşlara tavsiyemdir.
Her katil kendi adaletine inanır.
Bir deliyi, hele ki inanmış bir deliyi hafife almak büyük deliliktir!
Ölüm hayata dair, hayat da ölüme.
Gerçeklerle, gerçek sandıklarımızın savaşıdır yüzleşme! İnandığımız şeyin ne önemi var ki?
