SAÇ ÖRGÜSÜ / LAETİTİA COLOMBİA
İçinde üç kadın, üç farklı hayat barındırıyor. Smita,Giulio, Sarah...
Bizler de bu kitaptayız; dördüncü, beşinci, altıncı...
Sarah; Kanada'nın en popüler avukatlık bürosunda zirveye ulaşan bir avukat. Bu zirveye çıkmak için çocuklarını saklamış bir anne. Anne olduğunu kimsenin bilmediği anne. Etrafında erkek otoritesinin baskın olduğu yerde, kendi başarısını sonuna kadar idâme ettirirken bir hastalık ile yolu tıkanıyor; meme kanseri...
Hastalığı ve düşüşe geçen iş hayatı ona aslında olması gerekeni öğretmek için acı bir rol veriyor, saçlarını kaybediyor.
Giulia, İtalya'da babasıyla beraber bir peruk dükkânında İtalyan saçlarından oluşan güzel peruklar yapıyorlar. Babasının kaza geçirmesi ile her şey altüst oluyor. İşyeriyle beraber borçları da devraldığını anladığında tabuları yıkmaya karar veriyor, farklı ülkelerden, özellikle Hindistan'daki kadınların saçlarından peruk yapmaya karar veriyor. Ailesine bu fikri zor kabul ettiriyor.
Erkek arkadaşının bağlantısı ile saçlar atölyeye girmeye başlıyor, işler toparlanıyor. Hintli kadınların saçları çok güzel form alıyor.
Smita; Afrika'nın kast sisteminde en alt tabakadaki kölelerden, Dalitlerinden biri, dışkı temizleyicisi. Atalarından, annesinden aktarılagelen bu işi çocuğu Lalita'ya bırakmak, devretmek istemiyor, bu kötü karmadan kızını kurtarmak için eğitim almasını sağlıyor ama kızı okulda köle zorbalığına maruz kalıyor. Bu kötü hayattan kurtulmak için ölümü göze alıp, kaçmaya karar veriyor ama kocası o kadar cesaretli değil...
Anne-kız çok zor ve uzun bir yolculuk ile büyük tapınağa doğru yol alıyor.
Çok fazla merdivenli bu tapınağa ulaşınca, anne-kız saçlarını adak adadıkları için kazıtıyorlar...
Üç saç örgüsü, buklesi; Smita ve kızı Lalita'nın saçlarından peruk yapan Giulia bu peruğu Kanada'ya Sarah'a yolluyor.
Üç kadın, üç bağ, birbirini tanımadan, hiç görmeden...
Saç örgüsü ile birbirine bağlıyor ve biz okuyucular bu örgünün saç tokası, saç lastiğiyiz.
Beni en çok etkileyen Smita'ydı. Çünkü en kötü, en adi bir sistemden, o hayattan kurtulmak için yola düştü. Bence; "Bilinmeyen bir yol, bildik kötü bir hayattan daha iyidir".
"Cennet de Cehennem de bu dünyadaydı."
"İnsanların uykuda da eşit olmadıklarını düşündü".
"Nereye gidersen git bazı acılar hep seninle yolculuk yapar ".
“Bir insanı kurtaran bütün dünyayı kurtarmış sayılır".
Dünyanın acısını içinde hissediyor, kendi acısıymış gibi üzülüyordu".
