BOZKIRKURDU / HERMANN HESSE
“Bu gece saat dörtten başlayarak sihirli tiyatro - -Yalnızca kaçıklar için-
Giriş ücreti: Akıl. Herkes için değil. Hermine cehennemde.”
Kitabın Konusu ve Kitap Hakkında Düşüncelerim:
-Yalnızca Kaçıklar için-
Kendi kendini yalnızlığa mahkum etmiş olan Harry’nin (Bozkırkurdu) yaşamındaki belli başlı olaylar ve bu olaylara karşı düşünsel bakış açısı anlatılır. Harry, hem kurt hem insan kılığına bürünen bir kahramandır.
Hermann Hesse, ellili yaşlarına doğru ciddi bir bunalım yaşar. İntihar düşüncesi ve ruhsal problemler karşısında içindeki yaşam inancından vazgeçmek ister. İlerleyen zamanlarda Jung’un öğrencisi Lang’a başvurarak psikanalitik terapi görür. Bunalımını yendikten sonra da bu ruhsal kesitleri Bozkırkurdu’nda anlatmaya başlar.
“Harry kendi içinde bir ‘insan’ bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca bir kurt bulur içinde; içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın yine de kurt ile insanın bazı mutlu anlarda birbiriyle kardeş kardeş geçindiğini görür.”
Ruhun yankıları, bunalım, gerçek hayat ve hayali saplantıların insan bedenine acısı…
Karmaşa, saplantı, ruhun ve bedenin hâlden hâle geçişine bir yankı. İnsanlar için dünyayı gerçekten anladığımızı sandığımız andan ötede bir sorgu başlıyor.
Sihirli bir tiyatro, binbir türlü ruh hâli, müzik sahneleri, her bir kapıda başlayan notlar, zihnin susuş ve susturuluşu…
Bu kargaşa içinde büründüğümüz roller ruha azap verirken evren içinde çatışmalarımız cehenneme dönüşmekte…
Keyifle okuyacağınız güzel bir eser, tavsiye ederim.
Kitabın Bölümleri ve Ana Başlıkları
1.Kısım: Yayıncının Önsözü
Bu bölümde Bozkırkurdu’nun bir ev kiralayıp burada kaldığı zaman dilimi anlatılır. Haller’in hem kişilik hem de fiziksel özelliklerinden ayrıntılı şekilde bahsedilir.
2. Kısım: Harry Haller’in Notları (Yalnızca Kaçıklar İçin)
Bu bölümde kendisine ait olan notları vardır. Bu notlarda başına gelen olaylar okuyucuya aktarılmaktadır.
3. Kısım: Bozkırkurdu Üzerine İnceleme
Bozkırkurdu’nun yaşam ve ölüm çizgisi arasında; ruhsal bunalım, çatışma, yarı kurt yarı insan eksenindeki döngüsel süreç anlatılır.
ESERDEN ALINTILAR
“En mutsuz yaşamda bile yıldızın parladığı anlar, kum ve çakıl taşları arasında küçük çiçeklerin açtığı anlar vardır.” (s.42)
“Yüreğime korku salan hayalet bina giderek daha çok yaklaşmıştı, onu daha açık seçik görmeye başlamıştım. Eve dönüştü bu hayalet, evdeki odama dönüştü, sesimi çıkarmadan umarsızlığa katlanmaktı! Pek çok saat sağda solda dolaştımsa da hayaletin elinden yine de kurtaramadım kendimi; kapıma dönüşün, üzeri kitaplarla dolu masama, üstünde sevgilimin resmi asılı divana dönüşün elinden, usturayı kayışa çekip gırtlağımı keseceğim anın elinden kurtaramadım.
En son anın görüntüsü yavaş yavaş daha açıklık kazandı, yavaş yavaş daha belirgin canlandı gözlerimin önünde. Kalbim kudurmuşçasına çarpmaya başladı, tüm korkulara taş çıkartacak bir korku, ölüm korkusu çullandı üzerime! Evet, ölümden müthiş korkuyor ama başka çare de göremiyordum; tiksinti, acı ve umursamazlık dört bir yanımda dağ gibi yığılmış duruyordu, beni cezbedecek hiçbir şey kalmamıştı artık, beni sevindirecek, bana umut verecek hiçbir şey; yine de kendi kendimi ölüme yollamaktan, beni bekleyen bu son andan, usturanın etimde açacağı yaradan anlatılmaz ölçüde dehşet duyuyordum! (s.81)
“Ölümün çevresinde geniş çemberler çizdim. Zaman zaman, ölesiye yorgun, bir bankın üzerine çöktüm; bir çeşmenin kenarına, bir köşe taşının üzerine oturdum, kalp atışlarımı dinledim, alnımdaki terleri sildim, sonra yeniden seğirtmeye koyuldum, içim ölümcül bir korkuyla ve titrek titrek yanan yaşam özlemiyle dolup taşarak.” (s.81)
“Yüzü ne güzeldi bunları söylerken, ne ilahi bir yüzdü! Soğuk ve aydınlık gözleri bilinçli bir hüzün içinde yüzüp duruyordu; sanki bu gözler akla gelebilecek tüm acıları çekmekle kalmamış, bunları evet deyip bağrına basmıştı.” (s.105)
“İmparator, generaller, dev sanayiciler, politikacılar, gazeteler suçsuz tümüyle, kimse kendisine en ufak bir toz kondurmuyor, kimse herhangi bir şekilde suçlu değil, dünyada her şey güllük gülistanlık, yalnızca birkaç milyon insan toprak altında yatıyor, o kadar.” (s. 112)
“Sana söz ettiğim Bozkırkurdu İncelemesi’nde bir yer var; orada deniyor ki Harry’nin bir ya da iki ruhu olduğuna, bir ya da iki kişilikten oluştuğuna inanması bir kuruntudur yalnızca. Çünkü her insan bir değil, on ruhtan, yüz ruhtan, bin ruhtan oluşur.” (s. 121)
“Daha önce kişiliğim olarak nitelendirdiğim şeyin yıkım süreci ilerledikçe bütün umarsızlığıma karşın ölümden niçin öylesine korktuğumu da anlamaya başlamıştım, bu aşağılık ve iğrenç ölüm korkusunun da benim eski, küçük burjuva ve uydurma varlığımın bir parçası olduğunu yavaş yavaş fark ediyordum.”
(s.124)
“Oysa bizler bulduk birbirimizi
Yıldızların aydınlattığı buzunda havanın,
Ne gündüz biliriz ne saat tanırız,
Ne erkeğiz ne kadın ne genç ne de yaşlı…
Soğuk ve değişimsizdir sonsuz varlığımız,
Soğuk ve yıldız yıldız sonsuz gülüşümüz…”
(s. 203)
“Bir gün gelecek, ben’in parçalarıyla oynanan bu satranç oyununun daha iyi üstesinden gelecektim. Bir gün gelecek gülmesini öğrenecektim.” (s. 209)
***
