2026 NOBEL EDEİYAT ÖDÜLÜ- ANNE CARSON
Nobel Edebiyat Ödülü’nü daha yeni
Anne Carson aldı.
Bir kadın yazar.
Kanadalı şair, deneme yazarı, çevirmen, akademisyen.
Ödülü aldığı sırada doğayla baş başa rüzgârın sesini dinlemekte oluşunu söylemesi yansıdı basına.
Mütevazı söylemi; samimi mi değil mi diye sorgulandı:
“Nobel sizin için ne anlama geliyor?” diye sormuşlar.
“Hiç düşünmedim. Sadece parayı nasıl bağışlayacağımızı düşünüyoruz. Evi olmayan bir arkadaşımız var. Bir de Sınır Tanımayan Doktorlar’a bağış yapıyoruz.” demiş.
”Nasıl kutlayacaksınız?” sorusunu da “Telefonlara cevap vermek zorunda kalmamak için ormanda yürüyüşe çıkacağız. Sonra sessizliği dinleyeceğiz.” diyerek yine sakin ve sade cümlelerle cevaplamış.
Yazarlığını, “İstemsizce, hep başka bir şey yapmaya çalışırken oluyor.” diye tanımlamış.
Tek kuralı buymuş.
Kitaplarını da ortadan başlayarak okumamızı, genç yazarların da ortadan başlamasını önermiş, çiçeği burnunda Nobel ödüllü yazar Anne Carson.
İlham kaynağı ise “Homeros”.
Çok okuduğum bir yazar değildi ama kitabını merak ettim, İstanbul’da sevdiğim kitapçılardan Mephisto’da bir kitabını buldum.
Ödül almış bu kitabı.
Arka kapağında şöyle yazıyor:
“Her yara kendi ışığını saçar der cerrahlar
Bütün lambalarını söndürsen evin
Pansuman yapabilirmişsin yaraya kendinden ışıyanla.”
Kanadalı Anne Carson İngilizcenin yaşayan en önemli şairlerinden biri. “Kocanın Güzelliği” ise şairin kaleme aldığı bir dizi “manzum roman”dan biri ama yazarın kendisi “29 tangoda kurgusal bir deneme” alt başlığını tercih etmiş. Çünkü kitap bir yanıyla tükenen bir evliliğin hikâyesini insanın içine işleyen olağanüstü bir dille aktaran bir anlatı, bir yanıyla da Keats’ın ünlü “Güzellik hakikattir.” deyişi üzerinde, Platon, Bataille, Levi-Strauss ve Huizinga gibi düşünürlere atıflar yaparak derinlemesine düşünen sıkı bir deneme mahiyetinde…
Anlatısal şiirin doruklarından biri…
Nobel Ödülü alacak kadar derin, hayatın içinde kendi hâlinde sakin ve sade bir yazar gibi görünüyor Anne Carson.
Bir kadın yazar olması elbette ilgimi daha fazla çekiyor.
Biraz tuhaf biri gibi.
Farklı.
Zaten birçok yazarın, sanatçının vardır öyle tuhaf yanları.
Biz yazarlara hayal kurmanın ve hayalleri yazıya dökmenin ve hayallerin peşi sıra yürümenin önemini anlatıyor belki de bu duruşu.
Sessiz, sakin, sade ama kararlı bir şekilde yazmanın, anlatmanın, hikâyeler oluşturarak dünya haritasında izler bıkarak gülümsemenin ve insanca yol almanın güzelliğini…
***
